Heydi

Heydi


Sevgili arkadaşlar, aşağıda yazacağım şeyleri mutlaka okumanızı rica ediyorum. Çünkü sizlere yıllarca nasıl kandırıldığımızın bir belgesini daha sunacağım. Masallar hakkında fazla meraklı olduğumu biliyorsunuz. Bu kez de heydi masalını araştırdım uzun uzun. Tam üç ay süren araştırmalarım beni yine yanıltmadı. Evet, yine kandırılmıştık. Heydi hakkında bildiğimiz her şey yalandı. Ama bu yalanı ortaya atanları suçlayamam. Onlar toplumu fena ahlaklı insanlardan, pis ilişkilerden korumak için yapmışlardı bunu. Ama bu sitenin meraklılarının gerçekleri öğrenmesinin bir sakıncası yok diyerek gerçekleri anlatmaya başlıyorum.



Az evvel de dediğim gibi konumuz heydi. Bir defa heydi ufak bir kız değil sevgili arkadaşlar. Birinci yalan bu. Heydi on dokuz yaşında taş gibi bir kız. Sarışın, mavi gözlü, ince belli, iri göğüslü, geniş kalçalı, al etli dudaklı, güzel bir İsviçre dilberi. Erkeklerle oynaşmak en aka hobisi. Özellikle de esmer erkeklere dayanamıyor. Gelelim ikinci yalana. Evet heydi İsviçreli ama vaka öyle İsviçre’de alp dağlarında falan geçmiyor. Olayın geçtiği, yani heydi`nin dedesinin yaşadığı yer erzurum’un palandöken yaylasıdır. Şimdi diyeceksiniz ki İsviçre’deki kızın palandöken’de dedesi mi olur ? Evet ben de sizin gibi düşündüm ve olayın iç yüzünü araştırdım. Anlatayım.




İşçi olarak İsviçre`ye gider…


Heydi’nin dedesi olan palandökenli ünlü pehlivan nalbant İsmail efendinin ortanca oğlu nizamettin on sekiz yaşlarındayken evden kaçıp İstanbul’a , oradan da kaçak amale olarak İsviçre’ye gider. İsviçre’de bir süre iş bulamayıp sürünen nizamettin yine yurda dönmeyi düşünürken otuz beş yaşlarında dul bir kadının dikkatini çeker. Nizamettin babası gibi iri yapılı yakışıklı babayiğit bir delikanlıdır. Bir sene kadar bu kadınla kalan nizamettin bu azgın kadını sikmekten yorulur. Zira kadın fazla azgındır. Bir yılda nizamettin’in iliğini kemiğini kurutur. Bir de gebe kalıp bir kız doğurunca nizamettin türkiye’ye dönmeye karar verir ve soluğu havaalanında alır. Ancak nizamettin’i elim bir tayyare kazasında kaybederiz. İşte merhum nizamettin’in geride bıraktığı o çocuk heydi’dir. Zamanla heydi büyür, serpilip gelişir. Erkeklere alaka duymaya başlar. Tabii ana kız eve erkek alıp alemler yapmaya başlarlar. Bir gün heydi annesine babasını sorar :



– Anneciğim benim babam öldüğünde ben kaç yaşındaydım


– Yeni doğmuştun bebeğim


– Babam nasıl biriydi, yakışıklımıydı.


– Evet yavrum, fazla yakışıklı ve güçlüydü. Babası güreşçiymiş.


– Türk demiştin değimli ? Sen türkiye’yi gördün mü?


– Hayır görmedim.


– Sık sık sevişir miydiniz babamla.


– Hem de nasıl günde üç kez düzerdi beni. Bunca yıldır bunca erkekle yattım ama baban gibisini görmedim.



Bu konuşmanın üzerine heydi derin düşüncelere dalar. Aklına türkiye’ye gidip akrabalarını bulma düşüncesi düşer. Esmer erkeklere de meraklı olduğundan türkleri merak etmektedir. Sarışın, çıyan gibi oğlanlardan ve onların fasulye gibi siklerinden bıkmıştır. Şöyle esmer , babayiğit bir delikanlının esaslı bir yarağını yemeZevce da kaç adet hasret varsa derhal tıkla ve gör.`, CAPTION, `Hemen Ara-Bul`);” onmouseout=”return nd();”> özlemiyle bir süre kurslara gidip türkçe öğrenir. İşte bu günlerde annesi çılgın dana hastalığından ölür. Bir süre geçtikten sonra bunalan heydi teyzesini bulur ve kendisine türkiye’deki akrabalarını bulması konusunda muavin olmasını ister. Teyzesinden bazı bilgileri saha heydi heyecanla türkiye’ye doğru yola çıkar. Önce İstanbul’a oradan da erzurum’a uçar. Ancak bütün aramalarına karşın dedesini bulamaz.



Hayal kırıklığıyla İstanbul’a döner. Orada ak saçlı ak sakallı bir adamla tanışır. Bu adam ” sikim gibi ” adlı bir programın yapımcısı ve sunucusudur. Bu programa katılır ve ağlayarak dedesine seslenir. Programın finalinde dokunaklı bir müzik eşliğinde heydi’nin aksakallı dedesi stüdyoya girer. Kucaklaşırlar. Heydi’nin yüzü kıpkırmızıdır. Herkes heydi’nin heyecandan kızardığını sanar. Ancak heydi’nin kızarmasının sebebi sarılırken dedesinin yani nalbant İsmail efendinin önünde hissettiği sertliktir. Dedesi ve heydi beraberce uçağa atlayıp erzurum’a oradan da yayladaki dedenin kulübesine dönerler. İşte heydi’nin hikayesi de böyle başlar.




Dedeyi çıldırtmaktadır…


Evet, nasıl, inanılmaz değil mi ? Ama hepsi doğru. Daha bundan sonrasını öğrenince ufak dilinizi yutacaksınız. Heydi`nin ne fındıklar kırdığını, dedenin neler yaptıklarını, klara`nın, teyzesinin, peter`in ( asıl adı selahattin, bu ad de uydurma ) nasıl zıvanadan çıktığını öğrenince gerçek hikayenin anlatılmayıp uydurmasının piyasaya sürülmesine siz de hak vereceksiniz. Devam edelim.



Dedeyle heydi bir süre beraber kalırlar. Dede heydi’ye soğuk davranır. Bunun sebebi dedede heydi’ ye karşı cinselZevce da kaç adet istek varsa derhal tıkla ve gör.`, CAPTION, `Hemen Ara-Bul`);” onmouseout=”return nd();”> arzuların uyanmasıdır. Zira heydi aleni saçık seksi elbiseler giyerek evin içinde dolaşmakta, yetmişinden sonra dedeyi çıldırtmaktadır. Ancak dede osmanlı terbiyesi aldığından heydi’ye yaklaşamamakta, bu nedenle de gerginleşmektedir. Heydi ise gözüne yeni tanıştığı komşu çocuğu selahattin’e ( daha evvel bize peter olarak anlatılan çocuk ) göz koymuştur. Selahattin yirmi yaşında pala bıyıklı, güçlü kuvvetli bir delikanlıdır. Dağda çobanlık yapmaktadır. Dağ başlarında amsızlıktan çıldırmakta, günlerini otuz bir çekmekle geçirmektedir. O da heydi’yi görür görmez sikmeyi kafasına koyar.



Dede abazalığa bir deva bulmak için heydi’nin ağzını yoklar ve bir teyzesinin olduğunu öğrenir. Heydi’ye teyzesine name yazarak çağrı etmesini söyler. Heydi de bir mektupla teyzesini ve onun sakat kızı kılara’yı çağırır. Türkiye’nin fazla güzel olduğunu, buraların havasının kılara’ya da iyi geleceğini ekler. Teyzesi ve kızı kılara daveti kabul ederler. Dede bu habere fazla sevinir. Bu sevinçle heydi’nin selahattin’le beraber dağa koyun otlatmak için gitmesine ruhsat verir.



Selahattin ve heydi heyecanla dağ başına giderler. Orada eski bir kulübeye girip ateş yakarlar. Oturup sohbete başlarlar. Heydi selahattin`in tecrübesiz olduğunu anlayıp ona fırsat vermeden dudaklarından öpmeye başlar. Elini de selahattin’in önüne atar. Zavallı selahattin o anda derhal boşalır. Utançtan kıpkırmızı olur. Ancak heydi pes etmez. Selahattin’in pantolonunu indirir ve sikini ağzına alır. Selahattin’in siki kısa sürede iri olur. Heydi bir süre bu iri yapılı yarağı ağzında emer. Ancak selahattin yine dayanamaz ve heydi’nin ağzına boşalır. Heydi yine pes etmez. Zira bu güzel yarağı yemeye azmetmiştir. Selahattin’in menilerini yalayıp yutar ve yalaya yalaya yeniden siki kaldırır. Artık heydi’nin sikilme zamanı gelmiştir. Selahattin değişik pozisyonlarda akşam hava kararıncaya kadar heydi’yi siker. Heydi tam üç kez bağıra çağıra orgazm olur. Beraberce pelte gibi evlerine dönerler.




Kırlara gittikleri bir gün…


Heydi’nin teyzesi ve onun tekerlekli sandalyeye mahkum kızı kılara bir gün ansızın çıkıp gelir. Dede daha teyzeyi görür görmez tahrik olur. Teyze de bu ihtiyar ama gücü kuvveti yerinde adamın yarağını yemeyi kafasına koyar. Çok geçmeden de bu işi gerçekleştirirler. Heydi, kılara ve selahattin’in kırlara gittikleri bir gün dede ansızın arkadan yaklaşıp teyzeye sarılır ve göğüslerini sıkmaya başlar. Teyze buna hiç ses çıkarmaz. Dede bir elini teyzenin külotundan içeri daldırır amını okşamaya başlar. Teyze aleni aleni inlemeye başlar.



Dede teyzeyi yavaşça domaltır ve kabaran sikini teyzenin amının içine külotunun arasından daldırır. Dede taşşaklarını teyzenin kalçalarına çarpa çarpa orgazm edinceye kadar siker. Sonunda içine fışkırtmaya başlar. Teyze bağıra çağıra orgazm olur. Daha sonra dedenin ısıttığı bir kazan suyla yıkanırken de teyzeyi bir kez daha siker. Dede ve teyze birbirlerine aşık olmuşlardır. Günlerini sevişerek, sikişerek mesut bir şekilde geçirirler.



Heydi ve selahattin ise artık karı koca gibi yaşamaya başlamıştır. Derhal her gün sevişmekte, beraber yaşamaktadırlar. Selahattin evinden ayrılıp dedenin evine yerleşmiştir. Evde tek mutsuz şahıs kılara’dır.Zevce da kaç adet aslı varsa derhal tıkla ve gör.`, CAPTION, `Hemen Ara-Bul`);” onmouseout=”return nd();”> aslında kılara`nın sakatlığı da ruhsaldır. Ufak yaşta eve gelen bir tamircinin tecavüzüne uğrayan kılara o günden beri yürüyememekte, tekerlekli iskemle ile dolaşmaktadır. Ancak yirmi bir yaşına gelmesine rağmen, biraz da korkunun etkisiyle erkeklerle ilişkiye girememekte, böylece büsbütün mutsuz olmaktadır. Bir gün böyle ruhsal buhran içinde kendi kendine ağlarken kulağına bazı sesler gelir. Sesin geldiği tarafa doğru yürüyen kılara sesin selahattin ve heydi’den geldiğini anlar. İyice yaklaştığında ikisinin de çırılçıplak seviştiklerini görür.




İyice kayganlaştırır…


Heydi ve selahattin de kılara’yı görür. Kılara sandalyesini sürerek oradan uzaklaşmaya çalışır ama heydi arkasından koşarak yakalar ve kılara’nın da kendilerine katılmasını söyler. Kılara’nın itirazlarına aldırmayan selahattin kılara’yı çırılçıplak soyar. Selahattin sandalyenin üzerinde kılara’nın dik memelerini öpüp yalarken heydi koca yarrağı eliyle tutup ağzına alır ve tükürükleriyle iyice kayganlaştırır ve ani bir hareketle kılara’nın tertemiz amcığından içeri daldırır. Selahattin kılara`yı sikerken heydi de eğilip kılara’nın klitorisini yalamaya başlar. Kılara hayatı boyunca yaşamadığı duyguları bu esnada yaşar ve fazla şiddetli orgazm olur. Selahattin’in boşalmasıyla da ikinci kez orgazm olur. Ve bunun sonucunda mucize gerçekleşir.



Evet, arkadaşlar kılara’nın sakatlıktan kurtulup yürümeye başlamasının sırrı da budur. Bir sürü saçma öykü anlattılar bize ama gerçek bu. Kılara’nın hastalığı, sakatlığı temel olarak ruhsal olduğu için selahattin’in heydi’nin yardımıyla gerçekleştirdiği operasyon kılara’yı tedavi etmiş ve ayağa kaldırmıştır. Bu günden sonra da aynı üçlü her tür pozisyonu ve şekli deneyerek öbek halinde sevişmişler, günlerini gün etmişlerdir.



Hikayenin sonuna gelince. Dede ileri yaşına kadar teyzeyi sikmeye devam etti. Ancak sekseninden sonra siki kalkmamaya başlayınca viagra kullanmaya başladı. Ancak yaşına aldırmadan yüklü miktarda aldığı viagrayla aynı gecede üçüncü kez teyzeyi sikmeye çalıştığı bir gece geçirdiği yürek krizi sonrası öldü. Kılara yürümekle kalmayıp selahattin’in sikini yedikçe koşmaya başlayıp atlet oldu. Selahattn’in antrenörlüğünde katıldığı oslo’daki dünya atletizm yarışmalarında surat on metre engelli de dünya ikincisi oldu. Bunları kıskanan heydi selahattin’i bıçakla öldürüp kılara’yı belinden yaraladı. Kılara yine sakat kalıp tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.



Heydi hapse girip koğuştaki ihtiyar sevici kadının sevgilisi oldu. Hapisten çıktıktan sonra fahişeliğe başladı. Halen yozgat genelevinde yasemin takma adıyla çalışmaktadır. Teyze kılara’yı da alıp bir randevu evi açtı. Kılara sakat fahişe lakabıyla memleket çapında ün oldu. Beraber aka paralar kazandılar. Bu paralarla İsviçre’ye dönüp hayatlarını orada sürdürdüler. Teyze İsviçreli bir iş adamıyla, kılara da İsviçre sakatlar ve maluller cemiyetinin başkanının oğluyla evlendi…