Kayınpederim tecavüz etti…

Ben Gül. Kumral, yeşil gözlü, gerçekten fazla çekici ve güzel bir kadınım. Beş yıldır evliyim. Eşimin ailesiyle ailecek tanışıyorduk. Biz evlenmeden on sene evvel babası ölmüş, annesi tekrar evlenmişti. Evlendiği adam da benimle aynı kuruluşta sınırsız sakarya escort çalışıyordu. Benim şefim konumundaydı.

Kayınpederim üvey olmasına karşın beni fazla sever üzerime toz kondurmazdı. Bana duyduğu ilginin, bir kayınpederin gelinine duyduğu sakarya otele gelen escort ilgiden fazla daha farklı olduğunu daha sonraları anlayacaktım.

Kocam benden beş yaş büyüktü. Biraz serdivan escort pasif, edilgen bir kişiliği vardı. Hiçbir şeyime karışmaz, hiçbir yaptığıma karşı çıkmaz, her istediğimi yapmak için çırpınırdı adeta… Belki de onunla evlenmeyi kabul etmemin nedeni de bu huylarıydı.

Sözümü geçirebileceğim, beni ezmeyecek, baskılamayacak biri olması hoşuma gitmişti. Kendi ailemde gördüğüm baskılar ve kısıtlamalardan bir an evvel kurtulmak, evlenip rahat etmek istemiştim.

Evlendikten sonra öğrenebildim. Kocamın pasifliği sadece bana karşı değilmiş. Ufak bir çocukken babasının ölümü, annesinin eve getirdiği üvey babanın sertliği, disiplini, dayakları onun gelişim çağında kişiliğini etkilemişti.

Sessiz bir kadıncağız olan annesiyle beraber, üvey babanın sözünden çıkamayan, karşı gelemeyen, ürkek, ödlek bir insan olup çıkmıştı. Benim ailemden kaçmam gibi o da evliliğimizi, beni sığınılacak bir liman olarak görüyordu.

Maddi vaziyet nedeniyle ayrı eve çıkamamıştık. Hayli geniş olan ailesinin evinde hep birlikte oturuyorduk. Kayınpederimin kendini sadece bana göstermeyen ama varlığı hissedilen otoritesi, aileyle ilgili her kararda onun egemenliği evin içinde hüküm sürüyordu.

Akşam yemeği yenildikten sonra gece çekildiğimiz, kafa başa kalabildiğimiz döşek odamız, bizim kurtarılmış bölgemiz gibiydi kocam için… Yatakta uykumuz gelene kadar sevişir, konuşurduk.

Bana üvey babasının yaptıklarını, eziyetlerini anlatırdı. Bense anlattıklarına hayret eder, şaşıp kalırdım. Katı görünüşlü de olsa, bana bir prensesmişim gibi davranan yakışıklı kayınpederimin yaptığı şeylere inanamazdım.

Kocamın en aka tutkusu benim ayaklarımdı. Nedense ayaklarıma bayılıyordu. Özellikle nişanlı olduğumuz dönemde, onunla fazla ileri gitmeden sevişirken, o devamlı olarak ayaklarımla ilgilenirdi. İlk önceleri biraz garibime gidiyordu ama sonraları öbür huyları gibi buna da alıştım.

Ben her şeye razı seks için kıvranırken onun ayaklarıma kapanması, dakikalarca ojeli ayak tırnaklarımı, parmaklarımı yalaması, tek tek ağzına sokup emmesi hoşuma bile gidiyordu diyebilirim.

Bekaretimi bozmadan ayaklarımı severek orgazm olması, beni de oral seksle rahatlatması işime geliyordu tabi… Evlendikten sonra da aynı huy devam etti. Yaz veya kış, çoraplı bacaklarım, ojeli ayaklarım onun vazgeçilmez ön sevişmesiydi. fazla aka olmayan erkekliğini bu şekilde kaldırıp dakikalarca ayaklarımla oynaşıyordu.

Önümde diz çöküyor, bir köpek yavrusu gibi diliyle yalıyor, yalıyordu. Yalaya yalaya ıslattığı ayaklarımın arasında sikini bana okşattıktan sonra dizi benim istediklerime geliyordu. Eh, hoşuma gidiyordu ne yalan söyleyeyim… Kocamın, bir erkeğin önümde diz çökmesi, ona buyruk verebilmek, verdiğim emirleri köpek gibi yerine getirmesi…

Yere yatıyor, çoraplı ayaklarımla üstüne çıkarttırıyor, bastırtıyor, ezdiriyordu. Islak dili ayak parmaklarımda dolaştıkça ben de kendimden geçiyordum zaten… Tüm bunlardan sonra ben dayanamayacak hale gelince içime giriyor, beni tatmin edebiliyordu.

Böyle böyle aylar geçti. Artık evliliğe, kocama, ailesine alışmıştım. Bir gece eşim fazla gecikmiş, evde herkes yatmıştı. Ben de geceliğimle salonda oturmuş kocamı bekliyordum. Kocam gelmeden salona kayınpederim geldi ve karşıma oturdu. Sohbet etmeye başladık. Havadan sudan başladığımız sohbetin konusu değişti sonra…

Üstümdeki gecelik biraz kısaydı. Bacaklarım meydanda, göğüs dekoltesi de fazlaca olduğundan memelerimin nerdeyse yarısı dışarıdaydı. Gözleri avcı kuş gibi üstümde dolaşıyordu. Lafını kesip kalkamadım, kısa geceliğimi ne kadar çekiştirsem de çıplaklığımı örtemedim.

Laf lafı açtı. Bana oğlunun ne kadar aptal, pısırık olduğunu anlatmaya başladı. Önceleri bu sözlere pek bir mana verememiştim. Ama sonra konuyu değiştirip ani benden laf etmeye başladı.

Bana fazla güzel, hoş, seksi bir kadın olduğumu ve bir kadında aradığı tüm özellikleri bende bulduğunu söylüyordu. Tanrım, kulaklarıma inanamıyordum. Üvey de olsam, hiç çekinmeden, yüzüme karşı seksiliğimden bahsetmesi… Şok olmuştum, donup kaldım, hiç bir şey söyleyemedim.

Üstünde eşofman vardı. Önünde de iri bir kabarıklık… Adeta iri bir salatalık büyüklüğündeki o tümseği bana göstererek gözüme sokar gibi okşuyordu. Gözlerimi kaçırmaya, bakmamaya çalışsam da bakılmayacak gibi değildi. Büyülenmiş gibi gözlerim ik**e bir adamın orasına gidiyordu.

Sonunda kalktım, yarı çıplak gecelik halimle, koşarak odama gittim. Kapımı kapatıp soluk soluğa arkasına yaslandım. Yüzüm kıpkırmızı, soluk alamıyordum. Biraz sakinleşince kendimi yatağa attım. Bir süre sonra da kocam gelip yattı.

Bütün gece, gözlerim tavana dikilmiş vaziyette, kocam yanımda horlarken ben gözümü kırpmadım. Kayınpederimin söyledikleri kulaklarımda çınlıyor, bana iştahla, arzuyla bakan gözleri, adeta bir patlıcan büyüklüğündeki kabarıklığı gözümün önünden gitmiyordu.

Kocama o geceyle ilgili hiç bir şey söyleyemedim. Aynı yerde çalıştığımız için maalesef tüm gün onunla birlikte olmak durumundaydım. O günden sonra kayınpederim bulduğu her fırsatta beni biraz daha fazla sıkıştırmaya başladı. Adeta yalanarak beni izliyordu. Kocamla seviştiğimiz gecelerin sabahında anlamlı anlamlı gülümseyerek akşam sanki bizi izlediğini anlatmaya çalışıyor, bir punduna getirip imalı lastikli cinsel şeyler konuşuyordu benimle…

“Sakın yorgunum diye kaytarmaya çalışma.” diyor, sonra da parmağını bana uzatıp kocamın gerçekten de pek aka olmayan organını ima ederek “Kısrak gibi kadınsın. Şu kadarcık bir aletin seni yoramayacağını biliyorum” diyordu.

Bu imalı sözleri işitince benim utançtan yüzüm kızarıyordu. Kayınpederimse yüzümün kızarıklığını gördükçe gevrek kahkahalar atıyordu. Vakit vakit beni ne kadar fazla sevdiğini söylüyordu. Benimle olmak için her şeyi yapabileceğinden bahsediyordu. Aramızdaki neredeyse yirmi yıllık yaş farkını, gelini olmamı hiçe sayıyordu.

Bir süre sonra kocamın bir öbür şehre tayini çıktığında deliler gibi sevindim. Kayınpederimden, bana yaşattığı, sessizce katlanmak zorunda bıraktığı cehennem hayatından kurtulacağım için fazla mutluydum. Benim de eş durumundan tayinim aynı şehre yapıldı ve derhal onların evinden ayrıldık.

Yeni şehirde her şeye baştan başlamıştık adeta… Artık evimizde kocamla başbaşaydık ve dilediğimiz gibi yaşayacaktık. Arada bir kayınpederim aklıma gelmiyor da değildi… Sanki aylarca korkarak yaşayan ben değilmişim gibi…

Bazen kocamla sevişirken gözlerimi yumuyor, kayınpederimin önündeki kabarıklığı gözümün önünde canlandırıyordum. Üstümde gidip gelen kocamın yerine onu düş ediyor, içimdeki şeyin onun koca siki olduğunu kuruyordum.

Kocamın ayak fetişi gibi bu da benim sırrım, kocama söyleyemediğim fantezimdi. Bu hayallerle coşuyor, kendimden geçiyordum. Zavallı kocam da beni bu hale getirenin kendisi olduğunu zannediyor, güya bana söylemese de erkekliğiyle gururlanıyordu.

Ah, bir bilse… Onun bana verdiği şeyle doymadığımı… O boşaldıktan sonra dönüp uyurken, benim gözlerimi kapatıp kendimi okşadığımı… Kocam yanımda horlayıp dururken ne hayaller kurduğumu… Geceliğimin üstünden memelerimi, kasıklarımı okşayan ellerin kayınpederimin elleri olduğunu… Amımı klitorisimi parmaklarken ne porno filmler çevirdiğimi…

Eski evimizde, evin her yerinde beni sıkıştıran kayınpederimin bana zorla tecavüz ettiği, her türlü pozisyonda beni becerdiği, altında inim inim inlettiği senaryolarıyla orgazma ulaştığımı… Dudaklarımı ısıra ısıra, ses çıkarmamaya, kocamı uyandırmamaya çalışırken nasıl sarsıldığımı bir bilse…

Aradan altı ay geçmişti. Bir akşam kocamın, üvey babasının bir iş için şehre geleceğini ve bizde kalacağını söylemesiyle şok oldum. Tanrım karabasan başlıyordu… İçimden onun her şeyi unutmuş olmasını diliyordum.

Geceleri kurduğum fanteziler sadece orgazm olabilmek içindi, bana aitti. Gerçek hayatta ödüm patlıyordu böyle şeylerden… Kayınpederimin beni sıkıştırmaları, sikecek gibi bakışları, seksüel imaları aklıma geldikçe korkudan ter basıyordu.

Ertesi akşam kocamla birlikte geldiler. Doğrusu, elindeki çiçek demeti aramızda olan biteni bana unutturmaya yetmişti. Yemekte bana bir centilmen gibi davranıyor, hak etmediğim iltifatları birbiri ardına sıralayarak yüzümü kızartıyordu. Yemekten sonra kahvelerimizi içerken bana bir de hediye getirdiğini söyledi. Cebinden ufak bir kutuyu çıkarıp bana

“Biricik gelinime ufak bir armağan” diyerek uzattığında heyecandan kalbim duracak gibi oldu. Kutunun içinde ufak bir zincir vardı. Ben zinciri bileğime takmak istediğimde beni engelledi,

“Hayır, hayır… Halhal bu… Ayak bileğine takacaksın” diyerek kocamdan bana yardım etmesini istedi. Kocam önüme diz çöküp titreyen elleriyle zinciri ayak bileğime takarken, içimi tuhaf bir heyecanın kapladığını ve altımın ıslandığını hissettim. Ben kekeleyerek,

“Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum!…” demeye çalışırken o, gözlerinde aylar öncesinden hatırladığım tuhaf pırıltı ile bana,

“Sen nasıl teşekkür etmen gerektiğini bilirsin” dedi. Sonra da gözlerini ayaklarımdan ayıramayan kocama dönüp, “Nasıl, halhal gelinimin güzel ayağına yakıştı mı?” diye sordu.

“E… Evet…” diye yutkunarak kekeledi kocam… “Çok yakıştı, fazla güzel oldu.” derken bir yandan da sertleşerek pantolonunun önünden belli olan organını elleriyle saklamaya çalışıyordu. Tüm akşam boyunca halhalıma baktı durdu.

Neden sonra döşek odamıza girdiğimizde, kocam derhal önüme diz çöktü, zincirli ayağımı yalamaya başladı. Ardından da deliler gibi seviştik. O her zamanki gibi erkenden işini bitirip uykuya daldı, ben de banyoya girdim.

Küvete su doldurdum. Bir havluyu yastık yapıp ılık suyun içinde kendimle oynayarak boşaldım ve o rahatlıkla, boşalmanın verdiği rehavetle kalkıp döşek odasına gitmeye üşendim, kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum. Gözlerimi açtığımda korkudan ölebilirdim. Karşımdaki aynadan banyo kapısında birisinin olduğunu gördüm. Korkuyla başımı çevirdim. Aman Allahım, oydu…

Kayınpederim, sertleşmiş sikini okşayarak aç gözlerle beni seyrediyordu. Hışımla küvetten çıkıp havluya sarıldım ve avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Bir hamlede havluyu çekti ve ağzımı iri eliyle kapadı.

“Bağırma Gül…” dedi. “Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Benim olmanı istiyorum. Şimdi uslu dur. Benimle beğeni alarak sevişmeye bak, yoksa senin için fena olur…”

O sırada kocam içeri girmiş, şaşkınlıktan dona kalmıştı. Karısı çırılçıplak ve ıslak, üvey babasının sımsıkı sarılmış kollarında çırpınıyor, kurtulmaya çalışıyordu. Kayınpederim,

“Geldin mi bok herif?” dedi. Kocam şaşkınlıktan ağzını açamıyordu.

“Ne…? Ne yapıyorsun baba?” diye kekeledi sonunda…

“Ne yaptığımı görmüyor musun, salak? Senin seksi karını becermeye çalışıyorum. Ama çırpınıp duruyor orospu… Şimdi senin gözlerinin önünde karına tecavüz edeyim de gör bakalım” diye bağırdı. Beni bırakmadan banyo kapısına gidip kapıyı kilitledi, anahtarı cebine attı.

Tecavüz sözcüğü aklımı başımdan almıştı. Geceler boyunca onun bana zorla tecavüz ettiği fanteziler kurmuştum sürekli… Kapının yanında hareketsiz kalmış, banyonun içinde iki erkeğin yanında çırılçıplak, çıplaklığım aklıma gelmeden, şaşkın gözlerle onlara bakıp duruyordum. Kocam

“Baba…? Ne oluyor, ne yapıyorsun?” diye bir şeyler gevelemeye çalışırken kayınpederim kocama birdenbire müthiş bir tokat attı. Osmanlı tokadı gibi katı şamarın sesi banyoda yankılandı.

“Sus ulan pezevenk… Siktirtme kendini bana ibne… Sesini çıkarmadan dur, yoksa gebertirim seni…” diye hırladı.

Neye uğradığını şaşıran kocam eli kızarmış yanağını ovalayarak baka kalmıştı. Adam katı hareketlerle gitti, çamaşır makinesinin uzatma kordonu olarak kullandığımız ince elektrik kablosunu eline aldı. Kocama,

“Soyun ibne…“ dedi öfkeyle… “Çırılçıplak soyun hemen…”

Tokadın etkisiyle iyice şaşkınlaşan kocam üstündeki eşofmanları iç çamaşırlarıyla birlikte sıyırdı. Önünü kapamaya çalışarak banyonun ortasında dikildi. Merakla bekliyordum ne olacağını… Kayınpederim elindeki kabloyla kocamın ellerini arkasından bağlamaya başladı.

O anda aka bir ikileme düştüğümü ayrım ettim. Bir yanda alacağım o muhteşem zevk, öbür yanda da tecavüze uğrayacak olan bedenim, onurum, paha yargılarım ve önümde üvey babasından dayak yiyen kocam vardı. Yaprak gibi titriyordum heyecandan… Gözlerim faltaşı gibi olan biteni izliyordum.

Kayınpederim kocamın ellerini bağladıktan sonra artan kablo ile onu makinenin musluğuna sıkıca bağladı. Kocam zor duyulur bir sesle

“Ama baba…” diyebildi. Tekrar aynı sertlikle karşılaştı. Bu kez elinin tersiyle öbür yanağına yedi tokadı… Gözlerinden bir damla yaş süzüldüğünü görünce içimden acımak geldi. Artık ses çıkarmaya cesareti kalmamıştı kocamın… Benim de tabi…

“Çeneni kapa merkep herif… Gözlerini aç ve karının ırzına nasıl geçiyorum seyret…” dedi.

Aniden bana dönüp dudaklarıma yapıştı ve beni öpmeye çalıştı. Bense kendime geldim, karşı koymaya çalıştım. Ama ne mümkün… Sırtımı Hilton lavaboya dayamış, ahtapot gibi sarılmıştı çıplak bedenime… Kurtulmak olası değildi. Tekrar de çırpınırken bir şey ayrım ettim.

Öylesine tatlı ve sıcak öpüyordu ki… Ahtapot deyimi tam ona göreydi. Bir yandan sarılmış öperken, bir yandan memelerimi okşuyor, önündeki sertlik kasıklarıma baskı yapıyordu. Yavaş yavaş içimde bir şeyler erimeye, ateşim yükselmeye, direnmeyi bırakmaya başladım. Öyle bir an geldi ki, tüm paha yargıları, tüm ahlak kuralları alt üst olmuştu.

Dudaklarımı bıraktı, bir adım geriye çekildi. Birkaç dakika hiç konuşmadan beni seyretti. Ellerim ve kalçalarım lavaboya dayanmış vaziyetteydim. Dizlerim titriyordu, dayanıp destek almasam düşecek gibiydim. Körük gibi soluk almaya çalışıyordum. Uçları sertleşmiş memelerim inip kalkıyordu. Çenemi tuttu, başımı yukarıya kaldırdı.

“Gözlerime bak Gül…” dedi löp bir sesle… Az önceki sertliğinden yapıt yoktu sesinde… Baktım, o bir çift kahverengi göz sıcaklık, sevgi ve kararlılık doluydu. İnanamıyordum.

“Seni tüm kalbimle sevdiğime inanmanı istiyorum” diyordu.

Bana daha sıkı sarılıp yeniden öpmeye başladı. Bir an kocamla göz göze geldik. Suçluluk duygusu içindeydim. Onun gözlerinde ise çaresizlik, ama daha fazla belirgin bir onaylama vardı sanki. Beni kucağına alıp küvetin içine koydu. Banyo süngerini alıp her yerimi sabunlamaya başladı. Ellerinin dolaştığı her yer alaz alaz yanıyordu sanki.

“Sen harika bir kadınsın. Göreceksin seni fazla mesut edeceğim” diyordu köpükleri bedenimin her yanına okşarcasına dağıtırken…

Öğrenmiştim artık… Onun bana sertliği sadece bir oyun, bir fanteziydi. Her vakit hayalini kurduğum tecavüz fantezim gerçek olacaktı biraz sonra…

Gözlerimi kapatıp kendimi ılık suya ve onun sıcak ellerine bıraktım. Hiç bitmesini istemiyordum ama kısa sürdü. Beni çıkarıp duruladı. Havluyla kuruladı. Güçlü kollarıyla tüy gibi kaldırıp kucağına aldı sonra… Birlikte banyodan çıktık. Biz çıkarken kocam bir şeyler söylemek istedi. Kayınpederim ona,

“Merak etme, senin önünde yapacağım onu…” dedi.

Beni yavaşça yatağa uzatıp tekrar banyoya gitti ve çıplak kocamı getirdi. Elleri hala bağlıydı. Sonra onu odadaki sandalyeye oturttu. Kablonun sarkan ucuyla bu kez sandalyeye bağladı sıkıca… Yanıma geldi. Ayakta durup bir süre çıplaklığımı seyretti. İçimdeki korkunç dilek ve utanç duygularıyla kıvrandım yatağın üzerinde çırılçıplak…

Eğildi sonra, yanıma oturup elleriyle her yerimi okşamaya başladı. Göğüs uçlarım kabarmış, bir gül tomurcuğunu andırıyordu. Parmaklarıyla sıkıştırıp beni bağırttırdı. Sonra acımın geçmesi için kendini affettirmek ister gibi dudaklarının arasına aldı. Yavaş yavaş ısırıyor ve emiyordu.

Bu adam seks konusunda fazla ustaydı doğrusu… Bana müthiş beğeni veriyordu. Göğüslerimden karnıma oradan göbeğime indi, diliyle göbeğime bastırıyordu. Başını bacaklarımın arasına gömdü. İçinden beğeni suları akan amıma dilini sokup çıkartıyordu.

Bir süre sonra klitorisimle oynayıp duran yaş dilinin sıcaklığına dayanamadım, boşaldım. Kasıldığımı ayrım edince ağzını iyice dayadı. Akan sularımın hepsini emdi. Kendimi çekmeme ruhsat vermiyordu. Daha sonra soyunmaya başladı. Pantolonunu çıkardığında hayretten ufak dilimi yutacaktım.

Kocam tabii olarak üvey babasına hiç çekmemişti. Adamın siki o güne kadar gördüğüm en aka aletti. Muhteşem görünüyordu. İştahım kabardı, onu ağzıma almak için dayanılmaz bir dilek duydum. Ama onun da coşmasını istiyordum. İnce, titrek, korku dolu bir sesle,

“Hayır… Lütfen babacım… Onu almak istemiyorum. Beni fazla korkutuyor…” diyerek inledim. O ise katı bir sesle

“Yatağın kenarına otur ve ağzını aç bakayım…” diye emretti.

Dediğini yaptım. Yatağın kenarına oturup ağzımı iyice açtım. Yaklaştı ve köküne kadar ağzıma girdi. Sıcaktı, ateş gibiydi. Hiç bırakmak istemiyordum. Derhal yanımızda, sandalyenin üzerinde kıvranan elleri arkasından bağlı kocama,

“Mmmm… Gördün mü ibne herif? Karını ağzından yapıyorum…” dedi. Tanrım bu adam beni delirtecekti. Hafif hafif, canını yakmadan sikinin gövdesini ısırdım, yaladım… Çok beğeni alıyordu.

“Ohh… Karının ağzını yapıyorum… Güzel karının ağzını sikiyorum… Ooohhh….” diye inliyordu.

Kasıldığını hissettiğimde iyice soktum ağzıma… Saçlarımı tutmuş, ağzımda iyice büyüyen sikini sokmaya çalışırken genzime ılık sıvısının fışkırdığını hissettim. Yutkunarak mideme gönderdim spermlerini… Aletinin üstünde kalanları da aka iştahla yaladım, tertemiz yaptım.

Tekrar yatağa uzandım. O da yanıma uzandı. Kocam da epeyce sertleşmiş, sandalyenin üstünde kıvranıp duruyordu o da… Kayınpederim,

“Şimdi dizi sende kaltak…” diye tekrar buyruk verdi. Sesindeki sertliğe karşın gözlerinin içi gülüyordu. Anlamıştım, tecavüz oyunumuz devam edecekti. Tekrar ince, titrek sesimle, ölümüne korkmuş gibi yaparak adama yalvardım,

“Ne sırası babacım? İstediğini yaptım işte… Sikini yaladım, emdim, boşaldın. Spermlerini bile yuttum. Yarağını tertemiz yaptım. Keder artık… Bırak bizi…”

“Bırakmak mı? Seni sabaha kadar sikicem yavrum… Sabaha kadar tecavüz edeceğim sana… Evlendiğin, eve geldiğin günden beri bunun hayalini kurdum ben… Basit kurtulamazsın benden… Hadi kalk, tekrar kaldır şunu…” Çaresizce kalktım, üzerine çıkıp her yerini, tüm bedenini dilimle gezindim, yaladım.

“Karın neler yapıyor bak” dedi oğluna… Az evvel boşalan siki ellerimin arasında, dilimin altında tekrar eski sertliğine kavuşmuştu. Taş gibiydi…

“Nasıl da güzel yalıyor… Ohhh, yavrum benim… Yavru kekliğim… Bıldırcınım… Çıtır çıtır aş istiyorum seni… Yala… Güzel güzel yala… Taşaklarımı da yala…”

Her dediğini yaptım, her emrini yerine getirdim. Boydan boya, ucundan taşaklarına kadar yaladım, emdim, somurdum. Sonunda saçlarımdan tutup damar damar olmuş sikini benden kurtardı. Yatağa fırlatıp attı. Darmadağın olmuş, uzun sarı saçlarımla, kayınpederimin sikini yalamaktan ıslanmış dudaklarımla yatağın üstünde kalakaldım.

Memelerimin uçları parmak gibi olmuş, amımdan sular akıyordu. Vücudumun her zerresinden şehvet akıyor, bir an evvel sikilmek istiyordum. Amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, kabarmış, istekle açılıp kapanıyordu.

Sert hareketlerle, hırpalayarak beni altına çekti. Akşam altın zincir halhalı taktırdığı ayağımdan tutup, ikiye ayırdığı bacaklarımı da omzuna aldı. Altında kendimi kurtarmaya çalışıyormuş gibi kıvranmaya,

“Ne olur yapma baba… İçime girme… İstemiyorum, fazla acıyacak… Lütfen girme babacım…” diyerek inlemeye, yalvarmaya başladım.

“Bu güzel amı sikmeden bırakmam yavru kuşum…” diye homurdandı ağzının içinde… “Yarrağımı sokmadan, sikmeden bırakmam seni… Hiç yalvarma… Amına koyacağım senin… Kestaneni çizicem senin… Kocanın önünde sikicem seni… O da seyredecek seni nasıl siktiğimi… Ohhh… Harikasın bebeğim….”

Aslında kendimi gerdeğe giriyor gibi hissediyordum ve müthiş bir beğeni alıyordum. O kalın, iri yarrağını içime bir an evvel sokması, o zevki bana tattırması için çılgın oluyordum. Kayınpederimse bu gece beni delirtmeye karar vermişti anlaşılan… Bir türlü sokmuyor, içime girmiyordu.

Damar damar kabarmış erkekliğini am dudaklarımın arasında, minik bir çük gibi kabarmış klitorisimin üzerinde dolaştırdı. Şehvetle kıvrandım. Omuzlarında duran bacaklarım kasılıyor, amcığım bir an evvel o sikin içine girmesi için istekle açılıp kapanıyordu.

Sonunda beni iyice kıvranıp dayanamaz hale getirdikten sonra, sularımdan ıslanmış yarağını bir iki kere sıvazlayıp hedefe kilitledi. Kalın sikinin yumruk gibi olmuş başının kadınlığımı zorladığını hissettim. Dudaklarıma bir öpücük kondurup ileriye doğru hamle yaptı. Canım yanmış, ağzımdan boğuk bir feryat çıkmıştı ama o aka bir beğeni alıyordu.

“Hayvan herif… Şimdi karına giriyorum. Sesini duyuyor musun? Nasıl bağırıyor, nasıl inliyor? Amcığını yarıyorum karının… Sen böyle sikebildin mi karını hiç?”dedi. Ben yapmaması için tekrar yalvarmaya başlamıştım.

“Ohhh… Yapma babacım… Yapma… Canım yanıyor… Kocamın sikine alışkın benim amım… Sen… Sen fazla büyüksün… İçimi parçaladı yarağın… Lütfen… Ohhhh…. Yapmaaa… Kocacım… Babana bir şeyler söyle… Sikmesin beni… Ooohhhh…”

“Duyuyor musun ibne? Karın yapmamam için yalvarıyor… Ama ben yapacağım… Yarak neymiş görecek karın… Gerçek erkek neymiş anlayacak… Onu zevkten kudurtana kadar sikicem… Amına koyuyorum gelinimin… Ohhhh…” diye diye sikiyordu beni altında…

Sesi hırıltıya dönüşmüş hareketleri hızlanmıştı. Bir yandan ona yalvarıyor, öte yandan da içimden hiç bitmemesi için dua ediyordum. Üzerimde kudurmuş gibi gidip geliyordu. Sanki kadınlığımı yeni hissediyordum. Bitmez tükenmez bir enerjisi vardı. Evire çevire sikiyordu beni… Ne kadar pozisyon varsa hepsini deniyorduk. Bilmediğim pozisyonları da bana verdiği talimatlarla o öğretiyordu. Kaç kere boşaldığımı hatırlamıyorum. İçim onun sıvısı ile dolmuş, taşmıştı.

Neden sonra üzerimden kalktı. Pestilim çıkmıştı sikilmekten… Zar zor doğruldum. Banyoya gitmek, içimdeki dölleri, yalayıp ısırmadık yer bırakmadığı vücudumdaki tükürüklerini temizlemek, rahatlamak istedim ama ruhsat vermedi.

“Hadi güzelim. Git önü aleni yüksek topuklu bir pabuç giy, buraya gel…” dedi.

Çok yorgundum ama saçma bulduğum emirlerini yerine getirmek için içimde karşı koyulmaz bir dilek vardı. Ayağa kalktığımda kadınlığımdan taşan sıvıları baldırlarımdan aşağı akmaya başlamıştı. Onları silmeme de ruhsat vermedi.

Gidip yazlık yüksek topuklu bağcıklı iskarpinlerimi getirdim. Ben hazırlanırken o kocamın ellerini çözmüş, kordonu bir tasma gibi boynuna bağlamıştı. Kocam yerde dört ayak vaziyetindeydi. Çekerek onu yanıma getirirken,

“Şimdi dizi bu ufak köpekte…” dedi.

Kocamdan ayak parmaklarımı yalamasını istedi. Tapınırcasına dört ayak üstünde önümde eğilen kocamın dili ve dudakları parmak uçlarıma değerken içim tekrar bir hoş olmuştu.

Bunu kocamla daha evvel de fazla yapmıştık. Fakat şimdi, yanımızda iri sikiyle çıplak kayınpederim varken daha fazla hoşuma gitmişti. Onun da beğeni aldığını devamlı katı duran sikinin sertliğinden görebiliyordum.

Kocam ayaklarımı yalarken, kayınpederim tasma olarak kullandığı kablonun öbür ucuyla kırbaç gibi kocamın kalçalarına birkaç kez, canını acıtarak, acıdan bağırtarak vurdu.

“İyice yala köpek… Her yerini yala, temizle… Tertemiz istiyorum” dedi. Kocam acıyla inledi, boğuk bir sesle

“Peki babacım… Vurma lütfen… Yapıcam…” dedi.

Bileklerimi, bacaklarımı, baldırlarımı iyice yalayıp temizledi kocam. Kayınpederim arada bir, yaptığı işi beğenmediği, istediği şekilde yapmadığı anlarda kocama vurmaya devam ediyordu. İnce kablo kocamın sırtında, belinde, kalçalarında al çizgiler bırakmıştı.

Sonra yatağa oturup bacaklarımı kaldırmamı istedi benden… Kocama da kadınlığımı emerek döllerini temizlemesini söyledi. Emirlerini itaatkarca, birer köle gibi yerine getirdik. Tanrım, kocam kadınlığımı yalamaya başlarken ben sarsılmaya başladım. Az sonra yeniden gelmiştim. Biraz sonra kocam işini bitirdi. Kayınpederim kocamın kalçalarına tekrar vururken,

“Onu yapmak istiyor musun hayvan? Karını sikmek istiyor musun?” dedi. Kocam

“Evet baba.. Lütfen ruhsat ver, onun içine gireyim. Ohh… Buna fazla ihtiyacım var… Lütfen…” diye yalvarmaya başladı. Derhal toparlanmış bacaklarımı indirip sıkı sıkıya kapatmıştım.

“Hayır… Bir köpekle sikişmek istemiyorum” dedim. Bir ayağımı omzuna dayayıp kocamı hızla ittirmiş onu sırt üstü yere devirmiştim. Bir an gözlerime inanamadım. Üvey babasınınki kadar olmasa da kocamın organı, o güne kadar hiç görmediğim bir iriliğe erişmişti.

“Duydun işte, bir köpekle yapmak istemiyor” dedi. Kocam ağlamaklı bir sesle yalvarmaya başlamıştı. Kayınpederim ona kızmış, kabloyla tekrar vurmaya başlamıştı.

“Sıranı bekle…” dedi. “Rahat durursan, uslu köpek olursan, belki bir şey yapmana ruhsat verebilirim…” Sonra yatağın kenarına oturdu ve benim arkamı dönüp kucağına oturmamı istedi. Ben sırtım ona dönük, yavaşça kucağına otururken o muhteşem organ da içime yerleşmişti. Kocama

“Ben karını yaparken sen de ayaklarını yalayabilirsin” dedi.

Kocam sevinçle bana yaklaşıp zincirli bileğimi kavrayıp ayakkabımı çıkardı ve parmaklarımı emmeye başladı. O artık kendi dünyasındaydı. Kayınpederim kalçalarımı kavrayıp beni aşağı yukarı oynatmaya başladı.

O kadar doluydum ki derhal uçup gitmiştim. Kocam iki ayağımı ani kavramış, organını sürtmeye başlamıştı. Önce ayaklarımı yakıcı bir sıvı kapladı, ardından içimin tekrar dolduğunu hissettim. Gün ağrırken uykuya dalıp gitttik.

Ertesi gün uyandığımda, kocam kahvaltı tepsisiyle içeri giriyordu. Boynunda hala tasması vardı ve mutluluktan gözleri parlıyordu. Ardından da kayınpederim girdi. Bana

“Kahvaltıdan sonra sevişmek iyidir…” deyince onun elinden basit basit kurtulamayacağımı anladım.

Ama zaten ondan kurtulmayı istemiyordum artık… Sıkı bir kahvaltıdan sonra artık dizi bana gelmişti. Kalktım, hazırlanmak üzere banyoya geçtim. Bir duş alıp kendime çeki tertip verdikten sonra döşek odasına geçip kara jartiyerli çoraplarımı, al fazla kısa mini eteğimi ve kara transparan bluzumu giydim.

Tabii al yüksek topuklu ayakkabılarımı da… İçime hiç bir şey giymemiştim. Şeffaf kumaşın altında iri memelerim olduğu gibi görünüyor, kabarmış meme uçlarım dikilmişler, göz kırpıyorlardı.

Salına salına salona girdiğimde kayınpederim çırılçıplak kanepede, kocam da sandalyede tekrar aynı şekilde elleri bağlı oturuyordu. İkisi ani beni görünce heyecanlanmışlardı. Kayınpederim kocama,

“Karını görüyor musun, bir orospu gibi giyinmiş…” dedi.

Sözlerindeki aşağılamaya aldırmadan, aksine daha da uyarılmış vaziyette önlerinde dolaşmaya başladım. İkisinin de benim gibi tahrik olduğunu görebiliyordum. Kenardaki alçak mobilya üzerinde duran müzik setine oryantal bir CD koyup önlerinde dans etmeye başladım. Kalçalarımı salladıkça, dönüp durdukça kısacık eteğimden içim görünüyordu.

“Ulan orospu… Bana o güzel memelerini göster bakayım…” diye bağırdı kayınpederim kalkmış yarağını sıvazlayarak…

Kocam boynunda tasmasıyla köpek gibi davranılmaktan ne kadar mutluysa, ben de orospu diye diye beni aşağılamasından tahrik oluyor, şehvetle kıvranıyordum.

Dans etmeye devam ederken, ağır ağır bluzumun düğmelerini açıp memelerimi santim santim meydana çıkardım. İki azgın sapık erkeğim benim çıplaklığımı izlerken ben de müziğin ritmine uyarak yılan gibi kıvranıyor, memelerimi okşuyordum. Arada bir onlara arkamı dönüp kalçalarımı sallıyor, belime doğru sıvanan eteğimin altından çıplak kalçalarımı görmesini sağlıyordum.

Kayınpederimin erkekliği iyice havalanmış, neredeyse göbeğine değiyordu. Yanıma gelip beni öpmek istedi. Onu sertçe ittim. Neredeyse düşüyordu. Tekrar geriye, koltuğa gitti, oturdu. Çok kızdığını ayrım etmiştim.

“Hadi ama… Gel şunun tadına bak… Seni bekliyor…” dedi kazık kesilmiş erkekliğini okşarken…

O kalınlığı içime bir an evvel alabilmek için çılgın oluyordum aslında… Ama aldırmaz göründüm. Onu iyice tahrik etmek niyetindeydim. Bana tecavüz etmesini, beni zor kullanarak becermesini, yatırıp sikmesini istiyordum.

“Yerine otur ve seyret. Artık seninle olmak istemiyorum” diye hırladım.

Sandalyesinde uslu uslu oturup eli sikinde bizi izleyen kocamın yanına gittim. Tasma niyetine boynuna bağlanmış elektrik kablosunun ucunu tutup hızla aşağıya çektim. Kocam seksi oyunumuza kendini iyice kaptırmış, derhal uslu bir köpek gibi yere çökmüştü.

“Bu gün köpeğimle yapacağım…” dedim ona.

Sonra arkamı ona dönüp iyice eğildim ve dört ayak üzerinde duran kocamın altından elimi uzatıp sertleşmiş ufak organını elime aldım. Arkamda tüm manzarayı, ıslanmış çıplak hazinemi, istekle açılıp kapanan minik deliğimi olduğu gibi görüyordu. Kocama,

“Ah tatlı köpek.. Beni sikmek istiyor musun?” dedim. Kocam coşkuyla,

“Evet, evet… Lütfen yapalım… Ne olur…” diye inledi.

“Hadi gel köpecik, banyoya gidelim. Orada rahat rahat sik beni… Bu fena adam bizi rahatsız etmesin…”

Doğrulup kocamın tasmasını çekmek isterken gözü dönen kayınpederim bana saldırdı. Kolumdan tuttuğu gibi bir hamlede beni yere yatırdı. Sanki gerçek bir tecavüz sahnesi yaşıyorduk.

Göğsünü yumrukluyor, saçını çekiyor, çığlıklar atıyordum. O da beni tokatlıyor, aleni saçık küfürler ediyordu. O arada eteğim ve bluzum parçalanmış, ayakkabılarım ayağımdan fırlamıştı. Bir ara kulağıma eğilip

“Bırak o daracık kutuna benim iri aletim girsin. Gör bak, çıkarmak istemeyeceksin” dedi. Kanım tutuşmuştu.

“Hayır… Hayır… İstemiyorum… Yapma… Kocamın önünde sikme beni… İmdat…” diye bağırmaya başladım.

Ben bağırdıkça kayınpederim daha da delirdi. Kaslı gövdesiyle üstüme abanıp hareketsiz bıraktı beni… Çırpınmaktan, bağırmaktan nefesim kesilmişti altında… Elleriyle bacaklarımı iyice ayırıp aka bir iştahla içime girdi.

O koca siki tekrar içimi yarmaya, amımı haşat etmeye başlamıştı. Yumruk gibi başının tam anlamıyla amımı yardığını hissediyordum. Zevkten gözlerim kaymaya başladı… Bu kez bağırmıyor, şehvetten inliyordum…

“Ooohhh… Söylemiştim sana… Canımı yakıyor sikin… Çok büyük… Çok kalın… Ooohhh….” Kayınpederim o kalın yarağıyla acımasızca gidip geliyordu amımda…

“Oh, karın bir harika oğlum…” dedi.

Sonra yer değiştirdik… Amımdan sikini çıkardı, yere uzandı. Ben de sabırsızlıkla, boşluk hisseden amımı bir an evvel onun kalın sikiyle doldurmak için doğrulup üzerine çıktım.

“Baksana, kendisini düzmem için neler yapıyor” dedi. Sanki ata biniyormuş gibi üzerinde zıplıyordum. Sonra beni üzerinden indirdi. Ellerimin ve dizlerimin üzerinde durmamı sağladı. Kalçalarımı yalamaya başladı. Başıma geleceği anlamıştım.

“Yapma, seni arkamdan alamam. Yırtılırım, perişan olurum” diye yalvarmaya başladım. Dili deliğime deyince vücudum titredi, kaçmak için öne doğru bir hamle yaptım. Kalçalarımı katı bir şekilde tokatlamaya başladı. Vururken de

“Anlaşıldı, rahat durmayacaksın sen orospu…” diye öfkeyle bağırıyordu.

O vurdukça ben öne doğru hamle yapıyordum. Sonunda kafam duvara değmiş, yolun sonuna gelmiştim. Elleriyle kalçalarımı iyice ayırıp hedefe kilitlendi. Hızlıca bir hamle yaptı. Amımdan çıkardığı siki vıcık vıcık ve kaygandı ama fazla da büyüktü. Canım fazla yanmıştı. Acıdan haykırdım. Gözlerim yaşarmış, ter tüm bedenimden fışkırmıştı.

“Kes sesini orospu…” dedi. “Bunun zevkini çıkarmaya bak. Böylesi her orospuya kısmet olmaz.”

Ben çıkarmaya çabaladıkça o daha da bastırıyordu. Duvarın dibine son bir ümitle iyice büzülmüştüm ama çaresi yoktu. Yalvarmaya başlamıştım. Eğer derhal çıkartırsa istediklerini hepsini yapacağıma yeminler ediyordum. Ben hıçkırarak yalvardıkça o keyifleniyordu. Kocama seslenip yanımıza çağırdı.

“Karının arkası bir harika oğlum. Sanki erkekliğim içinde daha da büyüyor. Onu parçalamak istiyorum” dedi. Kalçalarım kasıklarına yapışmıştı. Aldığı zevkten sesi iyice kısılmıştı. Fısıltılı bir sesle

“Arkan harika bebeğim… Siktiğim en güzel göt seninki. Başımı döndürüyorsun” dedi. “Şimdi seni rahatlatacağım. ”

İçimden çıkacağını sanmış, içimi bir mutluluk dalgası kaplamıştı. Oh, en sonunda kurtuluyordum ondan… Ama öyle olmadı. Elini önüme atıp kadınlığımın dudakları arasından dışarı fırlamış olan bızırımı yakaladı. Daha parmakları paha değmez içim ürpermiş rahatlamıştım. Kendimi bıraktığımı, kalçalarımın gevşediğini hissettim. Sanki arkamdaki o korkunç alet bana beğeni vermeye başlamıştı.

“Şimdi çıkıyorum” dedi. Yavaşça geriye kaydı. İçim yeniden ürpermiş, o korkunç keder zevke dönüşmüştü. Derhal kalçalarımı bastırıp yeniden kasıklarına yapıştım.

“Ne oldu?” dedi. Sonra tekrar yarıya kadar dışarı çıktı. Ben tekrar art yitik ona yapıştım. Artık duvardan kurtulmuştum.

“Ne o? Yoksa beni bırakmak istemiyor musun?” dedi.

“Evet” dedim kısık bir sesle. Cevabımı duyamadığını söyleyince yüksek sesle “Eveet!” diye bağırdım.

“Gel o zaman” dedi. Tekrar art çekilmişti. Derhal arayı kapattım. Sanki beynim uyuşuyordu. Tekrar çekildi, derhal arayı kapattım. Biraz evvel aldığımız yolu şimdi art art gidiyorduk. Salonun ortasına başladığımız noktaya gelmiştik.

“Hadi ama, artık çıkmalıyım” dedi.

“Çıkarma lütfen…” diye yalvardım. “İçimde kalmanı istiyorum.” Kayınpederim keyiften kahkaha atıyordu.

“Sana demedim mi orospu? Bak şimdi çıkarmak istemiyorsun” dedi. Umurumda değildi artık. İşimi kendim bitirmeye karar vermiştim. Hızla gidip gelmeye başladım.

“Sen bir harikasın, orospum benim…” diye bağırıyordu. Onun gelmek üzere olduğunu içimde büyümeye başlamasından anladım. Kalçalarımı iyice sıktım. Zevkten inliyor,

“Keyfini menfaat bakalım…” diyordu. O da hızlanmıştı ama ben daha evvel gelmiştim ve duracak halim kalmamıştı. Onu içimden çıkarmadan yere uzandım.

“Hey, sende ne numaralar varmış öyle…” dedi. Derhal boşalmamak için üzerime uzanıp biraz bekledi. Soluğu düzelmişti. Bu sefer de ben kalçalarımı oynatmaya başladım.

“Demek devam etmemi istiyorsun ha… Al bakalım o zaman” dedi.

Bütün ağırlığını üzerime verip beni ezerek yapmaya başladı. Tanrım korkunç bir beğeni alıyordum. Her hamlesinde feryat atıyordum. Yeniden içimde büyümeye başlamıştı ki hızla içimden çıkıp sırtıma boşalmaya başladı. Sıcak döl damlaları, erimiş mum gibi sanki tenimi yakıyordu… Serilip kalmıştım yüzükoyun…

Kocamın boynundaki tasmayı tutup çekeleyerek dört ayak üzerinde yanıma getirdi. Sırtımdaki dölleri yalayarak temizlemesini emretti.

Üvey babası eli yarı inmiş sikinde gülerek onu izlerken, kocam aka bir iştahla, tam da bir köpek gibi dilini boydan boya sürterek sırtımı yalamaya başladı. O santim santim sırtımı yalarken ben kendimden geçtim.

Bu olaydan sonra kayınbabam bizi sık sık ziyaret edip benim ırzıma geçiyor. Her geldiğinde sabahlara kadar süren seks seansları bitmek bilmiyor, kıyasıya sevişiyoruz.

Hepimiz bundan fazla mutluyuz. Ne kadar devam edecek bilmiyorum Bir gün bitebileceğini de düşünmek istemiyorum. Ben fazla mutluyum… Bacaklarımın arasında aka şeyler olmasından fazla hoşlanıyorum…